2021 Afyonkarahisar Aile Yılı Etkinliğinde Akraba Evliliklerinin Etkileri Anlatıldı

Üniversitemizde 2021 Afyonkarahisar Aile Yılı kapsamında düzenlenen etkinlikte, AFSÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Cahide Çevik akraba evlilikleri konulu bir seminer verdi. Akraba evliliğinin kan bağı bulunan kişilerin yaptığı evlilikler olduğunu belirten Dr. Çevik, akraba evliliklerinin önlenmesinin sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için aşılması gereken önemli bir ölçüt olduğunu kaydetti.

AFSÜ’nün 2021 Afyonkarahisar Aile Yılı etkinlik takvimindeki ikinci etkinliğinde, “Akraba Evlilikleri ve Etkileri” ele alındı. AFSÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Filiz Özden Yılmaz’ın moderatörlüğünde çevrim içi yapılan etkinlikte, akraba evliliklerinin sebepleri ve halk sağlığı açısından olumsuz sonuçları üzerinde duruldu. Etkinliğin konuşmacısı Dr. Cahide Çevik, akraba evliliği olgusunu Dünyadan, ülkemizden ve Afyonkarahisar’dan örnekler vererek açıkladı.

Akraba Evliliği Bir Halk Sağlığı Sorunudur

Kardeş çocuklarının yani kuzenlerin evliliğinin birinci derece, kardeş torunlarının evliliğinin ikinci derece ve daha uzak akrabaların evliliklerinin de üçüncü derece akraba evliliği kategorisine girdiği bilgisini paylaşan Dr. Çevik, bu evliliklerin tamamının gelecek nesillere aktarılan genler ve bu nesillerin sağlıklı olması anlamında bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizdi.

Dünya genelinde akraba evliliklerinin özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade eden Dr. Çevik, Türkiye’de akraba evliliği oranının Dünya ortalamasının üstünde olduğuna dikkat çekti. Dr. Çevik konuşmasını şöyle sürdürdü: “2019 TÜİK verilerine göre Türkiye’deki bütün evlilikler içinde akraba evliliği oranı yüzde 4 olarak tespit edilmiştir. Bu evliliklerin içinde teyze çocukları arasındaki oran yüzde 26,1, amca çocukları arasındaki oran yüzde 27,2, hala ve dayı çocukları arasındaki oran yüzde 46,7’dir. İller arasında en fazla Şanlıurfa’da, en az ise Edirne’de görülmektedir.

Oranlar Endişe Uyandırıcı

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yürütülen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA-2018) kapsamında görüşülen 15-49 yaş arası 7.528 kadının yüzde 24’ünün akraba evliliği yaptığı tespit edilmiştir. Bu araştırmaya göre birinci derece akraba evlilikleri yüzde 11, ikinci derece evlilikler yüzde 13 seviyesinde görünüyor. Kırsalda yaşayan kadınlarda yüzde 29, kentlerde ise yüzde 22 gibi bir oran görülüyor.

Peki, ilimizde durum nedir? Bu konuda Kocatepe Tıp Dergisinde 2006’da yayımlanan bir çalışmaya göre Afyonkarahisar’da akraba evliliği sıklığı yüzde 19,6 olarak tespit edilmiş. Bunun yüzde 14,8’i birinci dereceden evliliklerdir. İlçelerdeki duruma baktığımızda en yüksek oranın Evciler’de ve İsçehisar’da, en düşük oranın ise Başmakçı’da olduğu görülüyor.

Akraba evliliğini doğuran sebepler arasında karşımıza ilk olarak aileye bir yabancının girmesinin istenmemesi çıkıyor. İkinci ve daha güçlü bir etken, mal varlığı ve toprak bütünlüğünün bozulmasının arzu edilmemesi. Akraba evliliğinin geleneksel anlamda olağan sayılması da önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Rahat iletişim ve güven duygusu arayışı da bir etken olarak zikredilebilir. Aynı etnik köken ve inanç sistemi içinde olmak dolayısıyla aile içi geçimin daha iyi olacağı beklentisi de akraba evliliklerinde rol oynuyor. İscehisar’ın Çalışlar köyünde bir çalışma yapmıştık. Orada neden akraba evliliği yapıldığını sorguladığımızda bu nedenlerin dışında aşk kavramı da çıkmıştı. Büyüklerinde akrabalarla evliliğin olduğunu gören genç kendisinin de bir akrabası ile evlenebileceğini düşünebiliyor.

Akraba Evlilikleri, Nadir Hastalıkların Görülme İhtimalini Artırmaktadır

Her insan elli ila yüz arasında hasarlı ya da çekinik/resesif gen taşıyor. Yani tek başlarına bu genlerin doğacak çocuklarınızda hastalığa sebep olma ihtimali yoktur. Akrabalık bağınız olmayan biriyle yaptığınız evlilikte hasarlı ya da çekinik genlerin bir araya gelmesi, dolayısıyla hastalık ihtimali düşüktür. Ancak ortak ataya sahip bireylerin evliliğinde o sorunlu genlerin bir araya gelmesi, dolayısıyla çocuklarda hastalık ihtimali yüksektir. İki evlilik biçimi karşılaştırıldığında, akraba evliliklerinde neredeyse iki kat fazla hastalık ihtimali olduğunu söyleyebiliriz. Bir başka deyişle akraba evlilikleri, nadir görülen hastalıkların görülme ihtimalini artırmaktadır.

Ölü doğum, düşük, zihinsel engellilik, organ ve iskelet bozuklukluları, doğuştan körlük, sağırlık, yarık dudak, yarık damak gibi sonuçları olabilen akraba evliliğiyle ilişki kurulan hastalıklardan ilk akla geleni Akdeniz anemisi, yani talasemidir. Bu hastalık ebeveynlerden çocuklara kalıtsal olarak geçen, önlenebilir bir kan hastalığıdır. Diğer bir hastalık da kistik fibrozis isimli, bebeklerde solunum problemleri olarak görülen ve organlara ciddi hasar veren kalıtsal bir hastalıktır. Yine kas-iskelet sisteminin kontrolünü etkileyen bir hastalık olan SMA ve ağır zihinsel yetersizlik ile kendini gösteren fenilketonüriyi de bu listeye ekleyebiliriz.

Akraba evliliği sıklığının yüzde 20,6 olarak tespit edildiği Adana’da yapılan bir çalışmada ebeveyni akraba olan çocuklarda özürlülük oranı yüzde 44,5 iken akraba olmayan çiftlerin çocuklarında aynı oranın yüzde 17,8’de kaldığı görülmüştür. Akraba evliliği sıklığının yüzde 72 gibi yüksek bir oranda görüldüğü Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesindeki tabloya baktığımızda; zihinsel engelli oranı yüzde 36,9, sağır ve dilsiz oranı 15,8, kemik patolojisi oranı yüzde 10,5, doğuştan körlük oranı yüzde 10,5 olarak saptanmıştır. Bu evlilik türünün yüzde 31,8 oranında görüldüğü Düzce’de ise o ailelerin dünyaya gelen çocuklarının yüzde 10,7’sinin genetik hastalığı olduğu tespit edilmiştir.

Konuya İlişkin Bilinçlendirme Hem Çocuklar Hem de Yetişkinler İçin Yapılmalı

Gelenekler ve alışkanlıklar çok uzun süreçlerde ve zorlu bir şekilde değişir ama akraba evliliklerini azaltmanın en etkili yolu hiç şüphesiz eğitimdir. Bildiğim kadarıyla 8. sınıf fen bilimleri dersi öğretim programında bu konuya değiniliyor ama bence çok daha erken yaşlardan itibaren müfredatta bu konuya yer verilmesinin yarar sağlayacağını düşünüyorum. İnsanın kuzeniyle evlenmesinin uygun olmadığının çocuklara benimsetilmesi gerekiyor. Kırsal kesimde aile fertleri için evlenme kararını anne babalar verebiliyor. Dolayısıyla konuya ilişkin eğitim faaliyetleri sadece okuldaki çocukları değil, yetişkinleri de kapsamalıdır. Bu noktada birinci basamak sağlık hizmeti veren yani halk sağlığı alanında çalışan arkadaşlarımıza büyük görev düşüyor. Özellikle akraba evliliklerinin oransal olarak yüksel görüldüğü bölgelerde, grup liderleri dediğimiz din adamlarıyla, öğretmenlerle, kanaat önderleriyle işbirliği yaparak konuya ilişkin bilgileri halka aktarmak gerekiyor.

Bunun dışında genetik danışmanlık önemli. Türk Medeni Kanununun 136. maddesi ile evlenecek kişilerden sağlık raporu istenmesi zorunlu tutulmuştur. Ülkemizdeki işleyişe göre önce aile hekimliğinde kan testi yaptırıyor evlenecek çiftler. Bu testte cinsel yolla bulaşan hastalıklara ve talesemi olup olmadıklarına bakılıyor. Burada bir sorun çıkarsa ya da bir akraba evliliği söz konusu aile hekimi olduğu anlaşılmış ise, toplum sağlığı merkezlerine yönlendirip çiftlere evlilik öncesi danışmanlık hizmeti verilmesini sağlıyor.

Genetik danışmanlıkta iki tarafın da soy ağacı çıkartılarak atalardan kimler akraba evliliği yapmış, onların çocuklarında hangi hastalıklar görülmüş tespit etmek için bir çalışma yapılıyor. Daha sonra testlerle ilgili ve gerekiyorsa daha ileri tetkiklerle bir sonuca ulaşılıyor ve tavsiyede bulunuluyor. Tabii ki her hastalıkla ilgili genetik test yapılması mümkün değil. Dolayısıyla bu tür kişilere tüp bebek önerilebiliyor. Yine de akraba evliliğinin muhtemel olumsuz sonuçlarından sakınmanın en etkili yolu, bu evliliklere giden yolda, çiftlerin bilinçlendirilmesi, en doğru tercihin yapılmasının sağlanması, dolayısıyla mutlu bir aileye ve sağlıklı bir nesle sahip olmaktır.”

Etkinlik, soru-cevap bölümü ile sona erdi.